9 Ara 2015

Çoğunluk ne diyorsa o değildir!

Fevri kelimesi Arapça’dan geliyor sevgili okur. Aslı FEVRÎ diye yazılıyor ve TDK’daki karşılığı;
‘(Sıfat) Birdenbire, düşünmeden yapan’

Şeklinde...


Hayatım boyunca yakınlarım tarafından ‘fevri’ bir insan olmakla eleştirildim oysa ben öyle düşünmüyorum. ‘Tahammül eşiği düşük’ bence benim gibileri daha iyi tanımlıyor. Çünkü ben ‘fevri’ bir insan olsam aynı anda çok kalabalık bir grup insan panik yaratıp arıza çıkarırken ‘sağduyunun sesi’ gibi davranmam.

İşimin gereği, biraz da mizacım yüzünden insan davranışlarını (bildiğin kobay fare inceler gibi) inceliyorum ve topluluk (sürü) psikolojisinin insana ne kadar zarar veren bir hal olduğunu çeşitli ve farklı olaylarda görüyorum. Kendi kendine bir karar vermek ve bu kararın arkasında durmak, görünen o ki çok az insanın başarabildiği bir şey.

Ne fena...

Misal; birisi çocuğunu bir okula yazdırıyor, sonra memnun kalmıyor ve başka okula geçiyor. Bu aşamada ayrıldığı okul hakkında şikayetlerini dile getirmeye başlıyor sonra bir bakıyorsun ‘ben gayet memnunum’ diyen de almış çocuğunu oraya geçmiş. Böyle kimliksiz, kişiliksiz bir durum.

Tuhaf...

Bir takım şartlar değişiyor, önce bir sakin durup, durumu izleyelim diye düşünüyorsun, birileri yüksek sesle maraz çıkarmaya başlıyor ve ona birileri daha ekleniyor ve birileri daha ekleniyor... Ortamda kalabalık arttıkça, kalabalık olan ve daha çok bağıran gurubun haklılığına dair bir yanılgı oluşuyor ve bir bakıyorsun durum hakkında az ya da hiç fikri olmayanlar da bağırıyor.

Sürü psikolojisi...

Çok acayip,  çok tehlikeli. İşte bu buhran zamanlarında falan birbirini tetikleyip dükkan yağmalayanlar, aydın yakanlar da hep bu psikoloji ile hareket ediyorlar/ettiler. Çoğunluk diyorsa doğrudur yanılgısı.

Böyle zamanlar sakin kaldığımı, kimsenin lafıyla hareket etmediğimi, kimsenin gazına gelmediğimi, kimseye göre karar vermediğimi biliyorum. Gereksiz ‘panikler’ yaşamadığımı, ortalıkları birbirine katmadığımı, önce ‘tarafları’ dinlediğimi biliyorum. Hatta çoğu zaman (ve şaşılacak derecede sıklıkla) insanları aklı selime davet etmek bana düşüyor, biliyorum.

Ve bana ‘fevri’ diyorlar...

Sanırım Türkçe’ye çok hakim olmamaktan.

Ben fevri değil, AKSİyim.

En son söylenecek sözü erken söyleyebilir, kolay gözden çıkarabilirim. Ağır konuşabilirim bak bu kesin sevgili okur. O kadar gerekmediği halde çok ağır sözler söyleyebilirim.

Ama ‘birdenbire ve düşünmeden’ çok nadir hareket ederim.

Sanırım etrafımdaki bazı insanlar “beni bu kadar kolay gözden çıkarmış olamaz ancak düşünmeden davranmış olabilir” gibi bir ego taşıyor. Üzgünüm ama oğlum dışında herkesi gayet rahat öteleyebilirim ve bu kesinlikle ‘fevri’likten değil.

Bu yazıdan çıkacak iki sonuç var sevgili okur (illa her yazıyı bir yere bağlamak gerekli ya);

11)      Türkçe’ye çok hakim değilsek etiket vermiyoruz.
22)      Bireysel yeteneklerimizi geliştirip, daha az sürü halinde hareket ediyoruz.

Bence bunu aklınızın bir kenarında tutun. Çoğunluğunun ne dediği ya da ne karar verdiğinin ne kadar doğru ve geçerli olduğu  -sadece şu son zamanlarda yaşadıklarımıza bakarak bile-  gayet tartışmalı, öyle değil mi?

‘Yaşam gurusu’, ‘sevgi böceği’, mısır pırtlağı, ‘über hümanist’ yazarınızdan sizlere kalp, kalp, kalp, öpücük, öpücük, öpücük.

İki hafta sonra görüşürüz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder